<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muharrem Özdemir &#187; Hasan Sabbah</title>
	<atom:link href="http://www.muharremozdemir.com/etiket/hasan-sabbah/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.muharremozdemir.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2010 14:16:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Hasan Sabbah Bakış Açısı 1</title>
		<link>http://www.muharremozdemir.com/hasan-sabbah-bakis-acisi-1.htm</link>
		<comments>http://www.muharremozdemir.com/hasan-sabbah-bakis-acisi-1.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 21:43:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muharrem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılı Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Alamut Kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Sabbah]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Sabbah Kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muharremozdemir.com/?p=698</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazımda tarihin en gizli önderlerinde biri olan Hasan Sabbah&#8217;ı anlatan iki farklı bakış açısını sizinle paylaşacağım.Yakın zamanda okuduğum bir kitapta Hasan Sabbah&#8217;ı tanıdım ve yaptığı şeylere çok şaşırdım.Şimdi onunla ilgili elime geçen her kitabı hemen okuyorum.Tanımayanlar için bu yazılar biraz yararlı olabilir.Yazılar bana ait değil narteks.net &#8216;ten aldım.
1.Bakış açısı ; (1034 &#8211; 1124). Tam adı Hasan bin Ali bin Muhammed bin Cafer bin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.hermetics.org/images2/hasan.jpg" class="alignleft" width="180" height="250" />Bu yazımda tarihin en gizli önderlerinde biri olan Hasan Sabbah&#8217;ı anlatan iki farklı bakış açısını sizinle paylaşacağım.Yakın zamanda okuduğum bir kitapta Hasan Sabbah&#8217;ı tanıdım ve yaptığı şeylere çok şaşırdım.Şimdi onunla ilgili elime geçen her kitabı hemen okuyorum.Tanımayanlar için bu yazılar biraz yararlı olabilir.Yazılar bana ait değil narteks.net &#8216;ten aldım.</p>
<p><strong>1.Bakış açısı</strong> ; (1034 &#8211; 1124). Tam adı Hasan bin Ali bin Muhammed bin Cafer bin Hüseyin bin Sabbah el-Hamari&#8217;dir. Büyük Selçuklu Devleti zamanında yaşamış olan, tarihin eski ezoterik ve batıni örgütü Haşhaşileri kuran ve ölene kadar liderliğini yapan İranlıdır. Tarihteki en gizemli insanlardan biri olarak adı geçer.Müridlerinin adını Seyduna olarak bildiği Hasan Sabbah gençliğinde çeşitli çelişkiler yaşamış, islamiyeti büyük ölçüde sorgulamış, tarikat ve mezheplerle ilgili birçok toplantıya katılmıştır.</p>
<p>Edindiği bilgiler ve deneyimler doğrultusunda tarikat liderlerinin insanları istediği gibi yönetebildiğini ve yalan yanlış öğretilerle onları tamamen kendi öğretilerine bağlayabildiklerini anlamıştır. Bunun üzerine ismaili tarikatların liderlerine onların ne yapmaya çalıştığını anladığını göstererek onları büyük ölçüde şaşırtmıştır. Yakın arkadaşı olan büyük astronom Ömer Hayyam&#8217;la ettiği bir muhabbet esnasında Ömer Hayyam&#8217;ın espriyle söylediği : &#8220;bu insanlar cennet için yaşıyorlar, ancak onlara bir cennet verebilirsen onları yönetirsin&#8221; sözü Hasan Sabbah&#8217;ın hayatının sözü olmuştur. İnce bir zekayla tek damla kan dökmeden ele geçirdiği Alamut Kalesi&#8217;nin arkasındaki eski Deylem krallarının bahçelerini kusursuz bir hale getirmiştir. Köle pazarlarından satın aldığı genç ve güzel kızları bu bahçelere getirmiş, onları hurilermiş gibi yetiştirtmiştir. Bununla beraber fedai olabilecek güçteki yetişkin erkekleri de bu kaleye getirerek onlara inanılmaz bir irade kazandıracak ölümcül dersler verdirmiştir. Daha sonra onun sözde İsmaili harekatına engel olabilecek herkesi ortadan kaldırabilmek için fedailerini kendisinin Allah&#8217;ın bir peygamberi olduğuna ve onları istediği zaman cennete götürebileceğine inandırmıştır. Bu inancın sağlam olabilmesi için de aralarından başarılı birkaçına cennete götürmek vaadiyle haşhaş vermiş ve onları o bahçelere götürmüştür. Orada yarı baygın halde gördükleri muhteşem bahçelerin ve hurilerin büyüsüne kapılan fedailer çelik gibi bir imanla dönmüş ve gidemeyenleri de heyecanla anlattıkları masallara inandırmışlardır. Artık yalnızca ölmek ve cennete kavuşmak için yaşayan fedailerine istediği herşeyi yaptırabilecek olduğundan emin olan Hasan Sabbah, birbiri ardına suikastler düzenlemiş ve hepsinde de başarılı olmuştur. Büyük bir düşünce gücüne sahip olan Hasan Sabbah, ona hep destek olmuş bir hükümdar olan Hüseyin Alkeyni&#8217;yi öldürdüğü için öz oğlunu kellesiyle cezalandırabilecek kadar da kendi kanunlarının esiri olmuştur. Hasan Sabbah amaçlarına ulaştığı için sevinirken Alamut kalesinde intiharlar ve belalar çoğalmıştır. Kendi kendini yiyip bitirmeye yatkın olan kurduğu bu düzen dünyada eşi benzeri görülmeyecek olaylar yaratmıştır. Hayatı boyunca çelişkiler yaşamış olan Hasan Sabbah yaşadığı süre içinde Allah&#8217;a inanıp inanmamak arasında gidip gelmiş ve yaptığı her kıyım anında O&#8217;ndan bir işaret beklemiştir, fakat olmamıştır. Ve tüm bu yaptıklarının kendince sebebi, yalnızca budur: &#8220;Allah var mı?&#8221;</p>
<p>Hasan Sabbah&#8217;ın kurmuş olduğu bu haşhaşilik tarikatının müritleri, kendi çağlarında bir çok Selçuklu devlet adamına suikast düzenlemiş ve amacına ulaşmıştır. &#8220;Suikast&#8221; kelimesinin İngilizce karşılığı olan &#8220;Assasinate&#8221; kelimesi bu tarikatın isminin İngilizcedeki karşılığıdır.</p>
<p>Tarikat&#8217;ın adı bütün kaynaklarda Haşhaşi olarak geçmemektedir. Örneğin Türkiye&#8217;de liselerde okutulan tarih kitaplarında bu tarikat genel olarak Batıni başlığı altında toplanmıştır. Ayrıca tarikatın gerçek adı İSMAİLİ TARİKATI&#8217;dır, birçok kişi tarikat için Haşhaşi kelimesini kullanmıştır. Haşhaşi kelimesinin kullanılmasının nedeni de şudur: Fedailerine cenneti vaad ettiği söylenen Hassan Sabbah seçtiği özel fedailerine haşhaş hapları verip uyuşmalarını sağlar ve kurduğu asansör sistemiyle bu gençleri sözü geçen bahçelere taşırdi, gençler de bu hapların etkisiyle uçtuklarını, cennete ulaştıklarını sanırlardı.<br />
Bazı kaynaklarda ve ömer hayyamın da notlarında ifade edildiğine göre, alamut kalesinde haşhaş yasaktı ve söz edildiği gibi haşhaş tükedilmiyordu.. bu insanları kendilerinden geçiren, haşhaştı. hassan sabbah katı tutumu onların birer keşiş gibi yetişmesine sebep olmuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muharremozdemir.com/hasan-sabbah-bakis-acisi-1.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amin Maalouf-Semerkant</title>
		<link>http://www.muharremozdemir.com/amin-maalouf-semerkant.htm</link>
		<comments>http://www.muharremozdemir.com/amin-maalouf-semerkant.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 12:59:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muharrem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılı Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Amin Maalouf]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Sabbah]]></category>
		<category><![CDATA[Nizamülmülk]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Hayyam]]></category>
		<category><![CDATA[Semerkant]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muharremozdemir.com/?p=586</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazımda yeni bitirdiğim kitabı anlatmak istiyorum.Fransız yazar 	Amin Maalouf&#8217;un Semerkant adlı kitabı.1072 yılında başlayan ve 1912&#8242;de biten bir hikaye.Bu kitapta Ömer Hayyam,Hasan Sabbah ve Nizamülmülk&#8217;ü tanıma fırsatı buluyorsunuz.Kitap 4 bölümden oluşuyor.
1.Bölümde; Ömer Hayyam&#8217;ı tanıyoruz ve onun dünyaya bakış açısını.Aynı zamanda biricik aşkı Cihan&#8217;ı tanıyoruz.
2.Bölümde; Ömer Hayyam,Hasan Sabbah ve Nizamülmülk&#8217;ün yollarının kesişen ve ayrılan yollarına tanık oluyoruz.
3.Bölümde; Ömer Hayyam&#8217;ın Rubaiyat adlı eserine ulaşmaya çalışan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/7/75/Semerkant_Maalouf.jpg" alt="" width="200" height="314" />Bu yazımda yeni bitirdiğim kitabı anlatmak istiyorum.Fransız yazar 	Amin Maalouf&#8217;un Semerkant adlı kitabı.1072 yılında başlayan ve 1912&#8242;de biten bir hikaye.Bu kitapta Ömer Hayyam,Hasan Sabbah ve Nizamülmülk&#8217;ü tanıma fırsatı buluyorsunuz.Kitap 4 bölümden oluşuyor.</p>
<p>1.Bölümde; Ömer Hayyam&#8217;ı tanıyoruz ve onun dünyaya bakış açısını.Aynı zamanda biricik aşkı Cihan&#8217;ı tanıyoruz.<br />
2.Bölümde; Ömer Hayyam,Hasan Sabbah ve Nizamülmülk&#8217;ün yollarının kesişen ve ayrılan yollarına tanık oluyoruz.<br />
3.Bölümde; Ömer Hayyam&#8217;ın Rubaiyat adlı eserine ulaşmaya çalışan Benjamin O. Lesage&#8217;ın İran&#8217;da ki bitmez tükenmez maceraları.<br />
4.Bölümde; Arayış devam etmekle birlikte İran&#8217;da ki rejim hareketleri ve İran tarihine tanık oluyoruz.</p>
<p>Ömer Hayyam&#8217;ı daha önce ismen tanıyordum.Kitabı okudukça Ömer Hayyam&#8217;a hayranlık duymaya başladım.Dünyayı sadece kısa bir süre için gelip geçtiğimiz bir yer olarak gören Ömer Hayyam bu süreyi en güzel şekilde kullanmak istiyor.Dünyayı fethetme,düşmanlarına korku salma gibi amaçların peşinde değil.Kendi dünyasında bilim ve rubaileriyle aşkın ve şarabın verdiği zevkin içinde hayatını sürdüren biri.</p>
<p>Ömer Hayyam&#8217;ın yanında Hasan Sabbah&#8217;tan da bahsetmek istiyorum.Ömer&#8217;in dostlarından biri olan Hasan Sabbah Nizamülmülk&#8217;e düşman oluyor ve dağların tepesinde ulaşılması çok güç olan bir yerdeki Alamut Kalesini alıyor ve burada haşşaşiyun tarikatını kurulması.Kalede eğittiği kişilerin kaleden çıkması yasaktır.Dünyevi zevklerden tamamen uzak olan bu toplulukta büyük bir sBu tarikatla Hasan Sabbah gerçekten dünyada korku salıyor.Korkulan biri haline geliyor.Eğer birini öldürtmek istiyorsa bundan kaçmak neredeyse imkansız.Bu konu kitapta fazla yer almıyor bunun için Alamut Kalesi adında bir kitap var devamında onu okuyacağım.</p>
<p>Kitap çok güzeldi.Özellikle ilk iki bölümünü ben bir nefeste okudum diyebilirim.Üçüncü bölümde kitap biraz yavaşladı son bölümde ise biraz sıkmaya başladı.Çünkü tamamen İran&#8217;da ki rejim olaylarını yaşıyorsunuz.İran tarihine boğuluyorsunuz.Bu yüzden sıkıldım.Son bir gayretle kitabı bitirdim.Okumadıysanız ve Ömer Hayyam&#8217;ı tanıyor ya da tanımıyorsanız bu kitabı kesinlikle okumanuzu tavsiye ederim size.</p>
<p>Ömer Hayyam rubailerinden bir kaç tane örmek;</p>
<p>Var mı dünyada günah işlemeyen, söyle;<br />
Yaşanır mı hiç günah işlemeden, söyle;<br />
Bana kötü deyip kötülük edeceksin,<br />
Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.</p>
<p>Ne bilginler geldi, neler buldular!<br />
Mumlar gibi dünyaya ışık saldılar.<br />
Hangisi yarıp geçti bu karanlığı?<br />
Birer masal söyleyip uykuya daldılar</p>
<p>Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim;<br />
Ceyhun nehri kanlı göz yaşımızdır bizim;<br />
Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler,<br />
Cennetse gün ettiğimiz günlerdir bizim.</p>
<p>Ben bıyıkları süpürge etmişim meyhanede:<br />
Hayırmış, şermiş bırakmışım ikisini de.<br />
İki dünyayı karpuz gibi önüme koysalar<br />
Ne birine metelik veririm, ne ötekine.</p>
<p>Daha fazlasını <a href="http://tr.wikisource.org/wiki/%C3%96mer_Hayyam_Rubaileri" target="_blank">bu adresten</a> okuyabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muharremozdemir.com/amin-maalouf-semerkant.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
